Murat ERTAŞ
Murat  ERTAŞ
mertas25@hotmail.com
ÇATIK KAŞ, HÖKÜMET DEDİKLERİ ZÂT!
  • 0
  • 28 Ocak 2020 Salı
  • +
  • -

Bundan 15 sene evvel…

Gazetedeki köşemde hafif mütebessim fotoğrafım vardı. Birkaç sene o fotoğraf kaldı o köşede… Muhafazakâr ve hatta kendisini “İslamcı” olarak tanımlayan, konumlayan bir ağabeyi (ki onlar akıl vermeyi çok severler, müjdelidirler kendileri! Bir eğitimciyle konuştuğunu da unutuyordu.) bir gün eleştirmişti beni:

“Sana ağır bir fotoğraf yakışır. Ciddi görünürsen dava adamı algısı iyi oturur üstüne!”

Ne davası, görüntü verme davası mı?

Zaten doğal görünümümüz sertti, bundan kurtulmaya çalışıyordum 🙂

Savaşların terbiye ettiği dedelerin torunuyuz, sert coğrafyanın evladıyız neticesinde…

Evet, Timurtaş Uçar Hoca’nın kasetlerini dinlemekle geçti çocukluğumuz; lâkin Esat Coşan Hocaefendi’nin naif ve müşfik sesi daha sarıyordu ruhumuzu…

Pozun sert, ciddi olduktan sonra içinde “fırlama” bir şahsiyet olması mühim değil böyleleri için. İkiyüzlü olmanın başka bir şekli bu. Poz vere vere de bir şey sanılıyorsun demek ki…

Hâlbuki tebessüm de sadakaydı. İnsanlara tebessüm etmek, laubalilik, hafiflik sayılıyordu bizim ham ve kaba softada.

Bakın okuduğum kitapta bu durumu M.Ö. nasıl tespit etmiş yazar. İnsan, aynı insan:

“Bu adam, (kendisi gibilerde çok sık görüldüğü gibi) çatık kaşlılığın, asık suratın ve son derece soğuk ve resmi davranışın, halk yığınları arasında bilge ve kusursuz biri sayılmak için şaşmaz bir yol olduğunu keşfetmişti.

Zaten doğuştan sirke satar gibi ekşi suratlı olduğundan, birçok kişide geri zekâlılığın ve edep, terbiye bakımından yontulmamışlığın ifadesinden başka bir şey olmayan o “ağır ve oturaklı” havasına bürünmekte hiç de güçlük çekmemişti.

Hükümlerinde çarpık ve tek yönlü, fikirlerinde körü körüne inatçı veya Latona’nın kurbağalarına hakaret edildiği düşüncesine kapıldığında son derece kinci ve kötülük dolu ama önemli saydığı bir konunun, nefret ettiği bir şahsın yardımı olmadan halledilemeyeceğini görünce, onun ayağını yalayacak derecede alçalabilen biriydi.”

(Abderalılar, s.239)

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?