Mustafa UĞURLU
Mustafa  UĞURLU
m.ugurlu87@hotmail.com
Gelenekle İmtihanı Ne Zaman Kazanacağız?
  • 0
  • 04 Temmuz 2019 Perşembe
  • +
  • -

Türkiye’de geleneksel sanatlara ilgi her geçen gün artıyor. Ancak ilginin artıyor olması bizi maalesef her zaman sevindirmiyor. Artan ilgi ile birlikte ilgi duyulan her alan popülizmin batağına düşüyor, sulandırılıyor. Popülizmle bir araya gelmemesi gereken en önemli unsur sanıyorum kültür ve sanat. Geleneksel sanatlarımız popülizmle sürekli mücadele içindedir. Çünkü geleneksel sanatlarda hoca-talebe ilişkisi, meşk ve sabır vardır. Popülizm bunların tümünü reddeder. Geleneksel sanatlara duyulan ilgiyle birlikte maalesef popülizmin etkisiyle asırlardır gelen bu usul göz ardı ediliyor.

Tüm Türkiye’deki bu durumun etkileri tabii ki şehrimizde de görünüyor ama çok şükür iskeleti yıllarca koruyan hocalar bu işin sapmadan devam etmesi için çabaladı. Erzurum’da Fuat Başar, Abdulhadi Erol Dönmez, Bilal Sezer ve Yusuf Bilen hocalar Erzurum’da bilhassa hat sanatının ivme kazanması için emek verdiler. Tabii maalesef bugün hiç biri Erzurum’da değil. Her biri teker teker farklı sebeplerle başka şehirlere göç etti. Bugün Erzurum’da hat sanatı geleneğini Ahenk Kültür Sanat Derneği bünyesinde Yusuf Bilen hocamızın talebeleri devam ettiriyor. Yolları açık olsun.

Şimdi yazımızın asıl mevzuuna gelelim. Albaraka Sanat.

Albaraka, verdiği önem ve destekle Türkiye’de geleneksel sanatların bilhassa hat sanatının yükselmesine öncü olmuştur. Her sene yayınladığı takvimlerle, belli aralıklarla yaptığı yarışmalarla ve son zamanlarda Türkiye’nin dört tarafında açtığı sergilerle sanat tarihimize adını yazdıracak çalışmalara imza atmıştır. Yapılan uluslararası yarışmalara dünyanın dört bir tarafından hattatlar katılmış, derecelere girmiş, ödüller almıştır. Bu eserlerin içinde bulunduğu takvimler yıllardır ücretsiz dağıtılmış birçok evin ve iş yerinin duvarını süslemiştir. Ayrıca Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kültür Merkezinde açılan Albaraka Sanat Galerisi, Geleneksel İslam Sanatları özelinde sergiler için tahsis edilen ilk sanat merkezi olma özelliğini taşımıştır. Yine Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kültür Merkezinde Türkiye’nin önde gelen sanatçılarının eğitim verdiği Albaraka Sanat Akademisi, Hat, Tezhip, Ebru, Minyatür ve Çini sınıfları ile birçok ilgiliye ulaşmış ve geleneksel sanatlarda ustalık kazanmalarını sağlamıştır. İki yüzden fazla öğrenci verilen derslerden ücretsiz olarak istifade etmiştir.

Albaraka bununla da yetinmeyip Türkiye’nin dört bir tarafında “Kalemin Bereketi” ser levhalı hat ve tezhip sergileri açmıştır. Şimdiye kadar Tokat, Düzce, Sakarya,  İnegöl,  Konya, Gaziantep, Samsun, Batman, Çorum, Bursa, Manisa, Amasya, Bolu gibi şehirlerin de aralarında bulunduğu birçok yerde bu sergiler açılmıştır. Albaraka’nın hedefi, şubelerinin bulunduğu tüm şehirlerde bu sergileri açmakmış. Buraya kadar her şey güzel.

“Kalemin Bereketi” sergisi Erzurum’da da açıldı, bilmem duydunuz mu? Albaraka’nın yaptığı tüm sanat faaliyetlerini takip eden, her sene takvimlerini almak için yeni yılı iple çeken, hat sanatına özel ilgi duyan ve yıllarca dersler alan, hatta bu serginin Erzurum’da açılması için de istekte bulunan ve açılmasını dört gözle bekleyen bir kişi olarak ben duymadım. Kabul ediyorum bu kadar ilgili olmama rağmen duymamak benim kusurum. Ama organizatörlerin de şunu kabul etmesi lazım, sergi yeterince duyurulmadı. Serginin ilanına sonradan baktığımız zaman Millî Mücadele’nin Yüzüncü Yılı dolayısıyla Erzurum Kongre Binası’nda serginin açıldığı yazıyor. Hadi Albaraka duyuramadı, peki Milli Mücadele’nin Yüzüncü Yılı dolayısıyla Erzurum Kongre Binası’nda yapılan sergiyi Erzurum Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve İl Kültür Müdürlüğü neden yeterince duyurmadı? En ufak bir şeyin bile bütün billboardlardan duyurulduğu şehrimizde bir sanat sergisi neden önemsenmez?  Türk kitap sanatlarının en temeli kabul edilen, Kuran harfleri üzerine bina edilen hat sanatına verilen önem köklerimizle ilişkilerimizin sadece sözde kaldığını göstermez mi?

Tekrar dönelim sergiye. Sergiden haberdar olmam Millî Mücadele’nin ve Erzurum Kongresi’nin 100. Yılı dolayısıyla Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi ve ŞEHİRDER’in ortak düzenlediği “Kongre Öykülerini Mekânlarında Dinliyoruz” etkinliği sayesinde oldu. Etkinliğin İstanbulkapı, Erverdiler Konağı, Muratpaşa Camii, Atatürk Evinden sonraki ayağı Kongre Binası’nda idi. Kongre binasında girince serginin bir gün önce yani 2 Temmuz’da açıldığını öğrendim. Bir hevesle sergiyi ziyaret ettim. İlk eserde hevesim kaçtı. Eser orijinal değildi. İkinici, üçüncü, dördüncü… evet sergideki eserlerin hiç biri orijinal eser değildi. Hepsi kaliteli baskısı yapılmış tıpkıbasım eserlerdi. Aklıma bir soru takıldı. Acaba bu durum Erzurum’a mahsus bir durum muydu? Böyle ise Erzurum’a büyük haksızlık yapılmıştı. Yoksa tüm Türkiye’deki sergilerde de böyle miydi? Konuyla ilgilenen bir dostumuza durumu sorduk. Maalesef tüm Türkiye’deki sergilerde durum bu şekildeymiş. Eserlerin orijinalleri İstanbul’da sergileniyor, kopyaları ise Anadolu’yu dolaşıyor. Bu durumu hevesle gittiğiniz konserde playback şarkı söylenmesine benzeteceğim de orada en azından şarkıcıyı görürsünüz. Burada o da yok. Eserlerin korunması, güvenlik vs.. gibi sebeplerle tıpkıbasımlarının sergilenmesini geçerli bir sebep olarak kabul ettik diyelim. Hiç değilse diyorum o yazıların hattatları da sergiye katılsaydı kendi eserini anlatsaydı, hat sanatına ilgi duyanlar onlardan bilgi alsaydı. Daha iyi olmaz mıydı?

Sanatta her şey karşılıklı. Sanattaki gelişme bir bütün. Kanuni Sultan Süleyman, Şair Baki, Mimar Sinan, Hattat Karahisari nasıl aynı dönemde ortaya çıkmışlarsa sanıyorum günümüzdeki sorunu da burada aramak lazım. Devlet erkini elinde bulunduranların ilgisi, zenginin maddi desteği, insanların övgüsü nereye kanalize oluyorsa orası gelişiyor. Bir sanat sergisi öylesine açılıyorsa, protokol açılışa öylesine katılıyorsa, insanların ilgisi yoksa orada sanatın gelişmesini nasıl bekleyeceğiz?

Kanaatime göre Albaraka, sanat adına yaptığı tüm güzel işlere rağmen “Kalemin Bereketi” sergileriyle işin ciddiyetine gölge düşürmüş, Erzurum’daki devlet ve siyaset erki sanata ilgisinin düzeyini ortaya koymuştur.

Umutlar tükeniyor. Ancak yine de biz duyurmuş olalım her türlü eksikliğe rağmen “Kalemin Bereketi” sergisi ziyaret edilmeye değer. Sergi Kongre Binası’nın 2. katında 15 Temmuz 2019 tarihine kadar gün içinde ziyarete açık. Gitmişken aynı salonda sergilenen Erzurumlu hattatların sürekli açık bulunan Esma-i Hüsna sergisini de ziyaret ediniz lütfen.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?