Hanifi KARADAĞ
Hanifi  KARADAĞ
hk@otmail.com
Romandan Heykele Bir Aşk Hikâyesi: Ali ile Nino
  • 0
  • 25 Şubat 2019 Pazartesi
  • +
  • -

DOĞU’DA SÖZ BATI’DA HEYKELİN AŞKI: ALİ İLE NİNO

1967 yılında Batı Berlin’de Jenia Graman adlı meraklı bir ressam otuz yıl önce okuduğu “Ali ile Nino” romanına bir sahafın tozlu rafında tekrar rastlar. Eserin belki de son nüshasını İngilizceye çevirerek romanı dünya edebiyatına özellikle de Azerbaycan edebiyatına kazandırır.

Yakın bir tarihte yazıldığı halde son bir nüshasının kalmasının sebebi ise Nazi Almanlardır. 2. Dünya Savaşı döneminde Naziler değerli birçok eseri kütüphanelerden ve sahaflardan çıkararak yok etmişlerdir. Ali ile Nino romanı da o dönemde yayımlandığı için bu kıyımdan nasibini almıştır.

Romanın ortaya çıkışı hikâyesinin yazarının kim olduğu merakını da beraberinde getirir. Çünkü yazar kısmında Kurban Said adı yazmaktadır. Bu ismin bir mahlas yani takma ad olduğu hemen anlaşılır. Çünkü Azerbaycan edebiyatında böyle bir kişinin varlığından o güne kadar kimsenin haberi yoktur. Bazı edebiyat araştırmacıları onun Yusuf Vezir Çemenzeminli olduğunu bazıları ise Muhammet Esad Bey olduğunu söyler. Ne yazık ki İleri sürülen görüşler iki ismin de Kurban Said’in gerçek kişiliğinin ortaya çıkmasında yeterli değildir. Onu yeteri kadar tanıtabilecek somut bir delil henüz ortaya çıkmamıştır.

Ali ile Nino romanı 1918-1920 yılları arasında Azerbaycan’ın fırtınalı dönemlerinde geçen iki aşığın hikâyesini anlatmaktadır. Hikâye, Rus Çarlığının yıkılıp Azerbaycan Muhtar Cumhuriyeti’nin kurulduğu ve sosyalist Rusya’nın tekrar Azerbaycan’ı ele geçirdiği dönemleri kapsar. Yazar, Azerbaycan tarihinin belki de en önemli yıllarında bir aşk öyküsü üzerinden ülkesinin durumunu, Rus eziyetini ve Ermenilerin ihanetlerini üstü kapalı anlatır. Ayrıca Osmanlı’nın savaş dönemlerinde Nuri Paşa ordusunun Türkistan’a gelişinin kendisinde ve halkında yarattığı heyecana geniş yer verir.

Kahramanımız Ali Han Şirvanşir, Doğu kültürüyle yetişmiş Batı yanlısı ancak Batı hayranı olmayan bir kişiliğe sahiptir. Ermeniler, Gürcüler, Ruslar ve birçok milletle birlikte yaşayan Azeriler kendi kimliklerini koruma çabasındadırlar. Ali Han da bu çabanın en canlı örneğini eserde göstermekte ve gelecekteki ideal Azerbaycan gençliğini temsil etmektedir. Sevgilisi Nino Kipiani ise Batı kültürüyle yetişmiş, Batı hayranı ve Doğunun geleneklerine tamamen yabancıdır. Bu zıtlık Doğu ile Batının, İslam ile Hıristiyanlığın çatışmasını o dönemin yaşamlarından roller sunarak gözler önüne serer.

Kurban Said’in yarattığı karakterler üzerinden olaylara objektif olarak yaklaştığını görüyoruz. Ele aldığı zaman aralığı ve gerçek mekânlar hikâyede işlenirken olaylara tek yönlü bakış açısıyla bakmayarak geniş kitlelere hitap eder. Bakü-Tiflis-Tahran aralığında farklı din ve gelenekleri olduğu gibi aktaran Kurban Said, olayları kişisel görüşünden uzak, olduğu gibi başarı ile sunar.

Yazarın bu başarısı ile romanı Gürcüler de severek okurlar. Öyle ki çoğu Azerbaycanlının ismini dahi bilmediği Ali ile Nİno’nun heykelini devasa biçimde yapacak kadar sahiplenirler. Batum’daki  “Ali ile Nİno” heykeli heykeltıraş Tamara tarafından sekiz metre boyunda ve yedi ton ağırlığında tasarlanmış ve hareketli bir platformun üzerinde inşa edilmiştir. Ali ve Nino’nun heykelleri birbirine belirli bir mesafede durur, sistemin çalışması ile iki heykel birbirlerine yaklaşır, kavuşma olduktan sonra tekrar ayrılırlar. Bu düzenek her gün saat 19.00’da yinelenmektedir. Ali’nin yüzü hikâyede olduğu gibi doğuya, Nino ise batıya dönüktür. İki sevgili, sistemin belli yerinde birbirlerine kavuşurlar ancak tekrar ayrılırlar. On dakika süren gösterim romanı okuyanlar kadar izleyenleri de fazlasıyla hüzünlendirir.

Kendi hikâyemize Gürcülerin Batum şehrinde ağzı açık bakarken “Adamlar güzel yapmış be!” der, şaşırırız ama “Ne güzel yazmışız” diyemeyiz.

Biz, bizim olanı başkasında gördüğümüzde tanışırız. Varlığını dahi bilmediğimiz eserlerimizin, sanatçılarımızın başarısına onların hayalleri bile ulaşamazken, hatırlamaya bile lüzum görmüyoruz.

Ali ile Nino Azerbaycan edebiyatının olduğu kadar bütün Türk dünyasının seçkin eserlerindendir. Bu kültür mirasını gelecek nesillere ulaştırmak yine bize düşmektedir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?