Mücahid YAMAN
Mücahid  YAMAN
buyukdogu5@gmail.com
SEVMESEN DE SAYGI DUY! YAHUT KÜFRE RIZA KÜFÜRDÜR
  • 0
  • 25 Eylül 2019 Çarşamba
  • +
  • -

Son günlerde bolca LGBT haberleri görüyoruz etrafımızda. Bu çağda bir şeyler gözümüze görünüyorsa yahut gösteriliyorsa her ne olursa olsun iktisat dengelerini mutlak gözetmek gerekiyor. Çünkü meselelerin çetrefilleşmesini sağlayan âmil bu olduğu için işin sarahate kavuşmasının kestirme yolu da burası. Yazının başında bahsettiğimiz ahlaksızlık da bu meseleyle doğrudan alakalı. Bu durumun tartışmaya açılması, tartışılabilir duruma getirilmesi değil bu konu özelinde bir tepki oluşturulmasının bile varacağı netice düşünülmelidir. Bizim beldede bir hikâye anlatılır. Adamın biri bacak ağrısından mustaripmiş. Bir arkadaşı muhabbet esnasında ben biliyorum onun çözümünü demiş. “Şimdi gideceksin atın kuyruğundan bir uzun kıl koparacaksın. Onunla da kulağını iyice boğduracaksın. Yarım saat sonra yanıma geleceksin.” demiş. Adam bu ameliyeleri uyguladıktan sonra gelmiş arkadaşının yanına. Geçti mi ağrı? Geçti. Ama kulağım biraz ağrıyor.

 Yapılan icraat tam benzer bir duruma taallûk ediyor. Yalnız Müslüman toplumlarda değil bütün insanî topluluklarda mezkûr vaka ahlaksızlığın en zirvesidir. Bu durumun tartışmaya açılması zinanın, fuhşun üzerine çıkarak kabul edilebilir bir noktaya getiriyor olmasının yanında, usulsüz yollarla maddî kazanç devşiren, insanları sömürerek semiren faaliyetlere de meşruiyet kazandırıyor. Tıpkı kulağın ağrısıyla bacak tedavi etmek gibi…

Bu tür sapkınlıklar tarihin her sürecinde zaman zaman, bazen fazlaca bazen daha az sayıda insanın iştirakiyle, bazen gizli bazen aşikâr olarak meydana gelmiştir. Fakat bugün bizi maruz bırakarak pisliğe alet ettikleri şey “saygı duyma mecburiyeti”. Bu mecburiyet batı eksenli bir hareketle medenileşmek gayesinde olan bir kısım insana bir kurtarıcı motto olarak verildi. Bu saygı duyma illeti yalnız bahsimizin ana meselesi olan mezkûr sapıklığa işlerlik kazandırmak için değil mesela şöyle yerlerde de sistemin istediği şekilde eğilip bükülen, öylece düşündürülen hatta inandırılan insanların imdadına yetişiyor: Sizin ihtisas yaptığınız, gayret gösterdiğiniz, önemseyip bir insanın dünyada en kıymetli şeyi olan zamanınızı hasrettiğiniz meselelerde; kulaktan dolma, mesnetsiz, üzerinde kafa yorulmamış, birileri tarafından -bu birileri yine finans gücünün sahipleri oluyor genellikle- kendi arzu ve menfaatlerine göre şekillendirilmiş, emeksiz kazanılmış hazır lop bir bilgi edinme şekliyle karşımızda konuşan tiplere de müsaade edecek ve üstüne üstlük saygı duyarak bir de taltif edecekmişiz. Ya bu saygı denilen şey hiç bir kıymet-i harbiyesi olmayan fuzuli bir şey ya da son çağda bize yutturulmuş demokrasi numarasının semeresi…

İman içtedir İslam ise dışta. Ya da Yunus Emre’nin tabiriyle “kapıda kadı şeriat”. Yani bizi kapıya şeriat getirir. İçte olana yalnız o vardırır. Bir de zahiren de kapı dışında yani içtimaî hayatta muvazzaftır şeriat. Bu bize “Müslüman mahallesinde salyangoz niçin satılmaz?” sorusunun cevabını verir.  Çünkü İslam bugün çoğu Müslümanın dahi kabul ettiği gibi yalnız kendi içerisine dönük, kendi amelini kurtarmayı gaye edinmiş fakat demokrasiyle de iç içe, her ipini koparanın kendine bir yol tutturmasına alkış tutar şekilde yaşanmaz, yaşanamaz. Cemiyetin içerisinde ahkâm-ı ilahinin hükmüne karşı mücadele veren kimse kendince bir günah işleyip cehennemi boylamakla kalmaz, ortadaki Müslümanları da yanında götürücü bir amel vücuda getirmiş olur. Çünkü bu dinin bütün meselesi küfür düzenini, küfür ahlakını ortadan kaldırmaktır.  Yoksa cihat toprak kavgası mıdır?

Türk düzeni Müslümanların gücü elinde tuttukları düzendir. Bu düzende kâfirlere en büyük merhameti göstererek herhangi bir söz hakkı tanımamışlardır. Hem de kâfirin aklı mahdut, nakıs ve noksan olduğundan dünya selameti için de bu gereklidir. Bunlar böyleyken değil bir sapkınlık furyasına saygı duymak ağzıyla kuş tutan bir kâfire dahi Müslüman müspet bir karşılık veremez. İslam içerisinde herhangi bir çarpıklık, eğrilik bulunmaz. Belki bazen Müslümanlar hata içerisine kalabilirler -ki cihanın varlığı o hatalarla kaimdir-. Fakat nasıl, nerede veya kimden gelmiş olursa olsun bir çarpıklığa müsaade etmesi, göz yumması hususen “saygı duyması” kimseyi imanın zail olduğu dönemece kadar getirir.

Netice itibariyle zinhar saygı duymuyoruz! Fuhuş ahlaksızlıktır. LGBT onun dik âlâsıdır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?